27 Eylül 2009

Kabak Tadı

İçim kıyıldı. Vallahi. Yine aynı şeyleri yazmak istemiyorum. Yazmayacağım da. Ama şu kadarını söylemek istiyorum sevgili okur:

Ahlaktan sorumlu devlet polisi Aliye Kavaf biz sevenlerini düşünüp yeni açıklamalar yapmış. (Nahide ile ilgili yaptığı ağzından bal damlayan açıklamaları hepimiz unutmuştuk ne de olsa) Ağzına, diline, yorulmadan usanmadan biz sade vatandaşlara hizmet götürmek için yanıp tutuşan "yüreciğine" sağlık. Millet olarak ahlaki erozyona uğramamızdan mütevelit, dizilerdeki sevişme sahneleri gündemdeki sarsılmaz yerini korumayı sürdürüyor malumunuz. Oysa bizler ne güzel ahlaklı, ne namuslu insanlardık zamanında. Tecavüz nedir bilmez, taciz nedir bilmez, ensest ilişki nedir bilmez, baba-koca-ağabey dayağı nedir bilmez insanlardık. Kadınlarımız sokak ortasında hiç ölmezdi mesela. Mahkemelerimiz dayak yiyen kadınları, tecavüze uğrayan kadınları hep korurdu, kollardı. "Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin" diyerek karısını döven bir erkeği beraat ettirmemişti hiçbir hakimimiz. Polisin, askerin, hapishane gardiyanlarının tecavüzüne uğrayan ama korkusundan sesini çıkaramayan Türk, Kürt, çingene kadınlarımız da olmadı bizim. Alnımız her zaman ak, başımız her zaman dik oldu.

Ama ne zamanki televizyonlar da "sevişmeli diziler" (Milliyet'in kullandığı başlık bu. İğrençlik derecesini tespit etmeyi sana bırakıyorum sevgili okur) başladı, dünya başımıza yıkıldı. O da nesiydi? Kadınlar sevişiyordu!!! Hem de sırf çocuk yapmak için değil. Kadınlar sevişiyordu hem de sadece evli olanlar değil!! Oh-la-la! Ar damarımız çatır çatır çatlamaya başlamıştı. Neden? Çünkü kadınlar sevişiyordu!! Al sana birinci dereceden ahlak çözülmesi!

Kadınların sevişmesinin ataerkil düzene nasıl bir tehdit oluşturduğunu anlamak için alim olmaya gerek yok. Sittin senedir el bebek gül bebek koruyup kolladığımız ikiyüzlü ahlak sistemimiz elimizin ayağamızın altından gitmesin diye yapmayacağımız şey yok. Hem zaten biz ülke olarak bastırılmış cinselliğimizi hortlata hortlata büyütmekten, sapkınlıklarla kendimizi tatmin etmekten son derece mennun ve mutluyuz. Kadınları içine hapsettiğimiz ahlak ve namus kıskacını daha da çok sıkalım, bir de unutmadan şu "sevişmeli" dizileri yasaklayalım ki çatlamış ar damarımızdan kanlarımız oluk oluk akmasın!! E mi sevgili okur!

N.B: Bizler (?) dizilerin "çok sevişmeli" dizi, "sevişmeli" dizi, "az sevişmeli" dizi, "sevişmesiz" dizi diye RTÜK tarafından kategorilere ayrılması taraftarıyız. Dışarıya "sevişmesiz dizileri" izler görünüp, gizli gizli "çok sevişmeli-sevişmeli-az sevişmeli" dizileri seyredip, sonra da sağda solda "ahlaksızlık-namussuzluk-hayasızlık" diye bağrınmayı düşünüyoruz. Türkiye'den büyük bir kalabalığın da bize eşlik edeceğini hissediyoruz. Desteklerinizi bekliyoruz.

N.B.2: Türkiye'de kadınlar sevişmez bu arada! Aklınızı mı kaçırdınız siz? Türkiye'de kadınlar sadece "anne" olurlar.

2 yorum:

  1. Senin bu yazından sonra benim de aklıma kadınların nasıl seviştiğini bilimsel ve sosyolojik açılardan irdeleyerek bir takım yurdum insanına belgesel formatında bir bilgilendirme metni sunayım geldi ama, mazallah bizi de kapatırlar... zira dünya yuvarlaktır diyenin başına gelenler insanı bir parça endişelendiriyor.

    YanıtlaSil
  2. :) tedbiri elden birakmamak lazim. yani oyle konusulmasi tabu, ayip, yasak sayilan konular ki bunlar insan yazarken istemeden de olsa kendine otosansur uyguluyor ne yazik ki..

    YanıtlaSil