19 Eylül 2009

Yeter Artık!!

Yeter artık ya, yeter! Sıkıldım!

Medyanın devamlı dizilerdeki cinsel içerikli sahnelerin altını çizmesini, "Bu sahneler çok konuşulacak" diye manşet atıp, aman da bakın Aşk-ı Memnu'da nasıl sevişme sahneleri var bu hafta diye insanları gazlamalarını seyretmekten sı-kıl-dım.

Yeter ya! Şevişme sahnesi varsa var, milleti ne gazlıyorsun!

Neden gazlıyorsun söyliyeyim. Çünkü biliyorsun o akşam reyting rekorları kırılacak. Sırf o sahne için bile diziyi seyreden insanlar olacak biliyorsun.

Ne de olsa bu ülke televizyondaki cinselliği izleyip, gerçek hayatta ahlak polisi kesilen nice nice insanla dolu.

"Aşk-ı Memnu çok ahlaksız bir dizi. Türk aile yapısına da hiç uygun değil" Peki ne uygun o çok iyi bildiğiniz "Türk aile" yapısına? Açığa çıkarılamayan ensest ilişkiler mi uygun? Kocaları tarafından tecavüze uğrayan kadınlar mı uygun? Aile erkekleri tarafından eve kapatılan gencecik kadınlar, istemediği erkeklerin zorla koynuna sokulan kadınlar mı uygun Türk aile yapısına? Söz dinlemedi diye kadını dövmek mi uygun? Evden çıktı diye aile meclisi ile sokak ortasında katletmek mi uygun? Kuzeni tarafından tecavüze uğrayıp hamile kalan bir genç kadını sokak ortasında katletmeye çalışmak, başarılı olamayınca hastanede işi bitirmek mi uygun?

Nahide'yi yazmıştım ya aylar önce. Devamlı koca şiddeti görüp de devletten yardım istemeye çalışan, devletin elinin tersi ile ittiği Nahide. Annesi kocasının açtığı ateş sonucu ölen, İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye'yi mahkum ettiren Nahide. TC Cumhuriyeti Başbakanının utanmadan kararı eleştirdiğini söylemiştim.

Sonra ne oldu? Kimlerden ses çıktı bu ülkede? Kim korudu Nahide'nin hakkını? Hani nerede o "Cumhuriyetçi" insanlar? Eş dost sohbetlerinde "Kadınlara bu ülkede seçme hakkını Atatürk verdi azizim" demekle olmuyor işte bu işler.

Bu ülkede "Cumhuriyetçiler"in de en az muhafazakarlar kadar tutucu olduğunu, dayak yiyen kadın için "aman aile meselesi" deyip karışmadıklarını, namus-ahlak bekçisini olduklarını çok iyi biliyorum. Üstüne üstlük "medya", aman bir olay çıksa da AKP'ye saldırsak diye bekleyen medya utanmadan insanları kışkırtmaya, ahlak bekçiliği yapmaya devam ediyor. Neymiş "Bu sahneler çok konuşulacakmış". Her dizide aynı şey. Geçen sene Asi dizisinde de "aşk" sahneleri varken olay olmuştu. Yine Doğan gazeteleri "bakın bu hafta sevişme sahneleri var" diye yayınlar yapmıştı.

Midem bulanıyor artık. Ahlak bekçilerinden, bile bile insanları kışkırtmaya çalışan medyadan, herşeyden...

Münevver de zaten edebiyle otursaydı değil mi? Bir erkekle başbaşa bir eve gidip de ordan ölün çıkarsa, hatta ölünün çıkmasına bile gerek yok, tecavüze-tacize uğramış çık, bak bakalım bu toplum, bu medya sana haddini bildiriyor mu bildirmiyor mu? Kadınları en güzel sindirme yollarından biri zaten bu korku psikozunu yaymak ve kurbana kendini suçlu hissettirmek. "Ben sebep oldum bu olaya" düşüncesi kadını yesin bitirsin ki, bedenine kast eden erkek "masum" ilan edilsin. Uçkuruna sahip çıkamayan erkek "mazlum" ilan edilsin, "kışkırtılmış" densin.

Ama sen neden uçkuruna sahip çıkamadın denmesin erkeğe. Haşa o sorulmasın!

Gamze Özçelik'in tecavüze uğramasını ağzından salyalar akarak izledi bu insanlar. "Ya zaten manken-artiz bunlar, hak etmiştir" yaftasını kaç kişi yapıştırmadı bu ülkede? Kaç kadın yapıştırmadı? Kaç kadın Gamze Özçelik'i suçsuz buldu? Cumhuriyetçi anneler, teyzeler oğullarına alırlar mıydı onun gibi bir gelini? Ben söyliyeyim: Almazlardı.

Tecavüze uğramış, "kirlenmiş" sıradan bir kızı alırlar mı gelin? Yine ben söyliyeyim: Almazlar. Çünkü Türkiye'de "temiz gelin" almak gerekir. Temiz, kullanılmamış, son model - araba gibi, eşya gibi. En temizi, en kalitelisidir. Sonra da gelsin "modernlik, cumhuriyet, ülke elden gidiyor" bağrışlar, çağrışlar.

Bu ülkede "tutucu değilim ben" diyenlerin içinde büyük bir kesim, en az "tutucu"lar kadar tutucu.

Kimse kimseyi kandırmasın. Yoksa bu kadar "kadın kanı" akmazdı bu ülkede.

2 yorum:

  1. kadınlık için en tehlikelisi kadının içine çöreklenmiş olan ataerkil düşünce yapısıdır. ben bunu bilir bunu söylerim.

    YanıtlaSil
  2. Zamanında o kadar konuştum ve yazdım ki uzun uzadıya bu konuları, biri şöyle bir yüzüme baksa ağzından salyalar saçarak havlayan, hırlayan bir kudurmuş köpek görecek yüzümün arkasında... Biz herşeyi unutuyoruz... Cumhuriyet mitinglerinde çağdaşlık için attığımız çığlıkları da, hüseyin üzmeze ettiğimiz küfürleri de... Hem de çok çabuk.. Ve sonra birgün hiç beklemediğimiz insanlar bile yanıbaşımızda diyebiliyor ki "evet, sevmiyorum ama başbakan doğru söylüyor, çocuğuna mukayyet olacaksın!" sonra da ben yazamıyorum, konuşamıyorum daha fazla...

    YanıtlaSil