''There is nothing real about reality TV'' - Something Real
Şu sıralar izlediğim tek reality şov programı The Amazing Race olsa da, 2000lerin başında kopan Biri Bizi Gözetliyor (BBG) furyasına zamanında kendini epey kaptırmış izleyicilerden birisiydim. Reality şov anlayışı ile (yanlış hatırlamıyorsam) ilk tanışmamız olan BBGli günlerimizi hatırlıyor musunuz? Dışarıyla bağlantısı olmayan bir evin içinde yaşayan ve birbirini önceden tanımayan onbeş kişiyi sorgusuz sualsiz hayatımıza davet etmiş, en basit şeylerden ettikleri kavgaları, yarıştıkları oyunları seyretmiştik. Hatta aramızda seyirci olmakla yetinmeyip taraf tutan, eleme gecesi oy gönderen, ellerinde pankartlarla stüdyoya destek vermeye giden, kısacası yarışmacıların taraftarı olanlar vardı. Melihciler, Hülyacılar, Eraycılar. Bugün tanımadığımız insanların hayatlarını Blogger'dan ya da Instagram'dan nasıl takip ediyorsak, o dönem aynısını televizyon ekranlarından BBGciler için yapıyorduk. Arsız bir gözetleme ve usanmayan takip etme istediği ile. Neden kapılmıştık bu furyaya? BBG bize diğer programlarda olmayan ne sunuyordu?


