Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2016

Kuzu: Bir Varmış Bir Yokmuş



2014 Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film seçilerek ödüllendirilen, Kutluğ Ataman'ın senaryosunu yazıp yönetmenliğini üstlendiği Kuzu, Erzincan'ın köyünde yaşayan iki çocuklu yoksul bir ailenin hikayesini anlatıyor. Pastoral ve karlı bir coğrafyada geçen filmde, İsmail ve Medine beş yaşına gelmiş oğullarını sünnet ettirmeye karar verir ama Medine'nin bir isteği vardır. Tüm köyü davet edecekleri ve et ikram edecekleri bir sünnet töreni yapmak ister. Kocası İsmail ise isteksizdir. Sünnet sebebiyle tüm ilgi ve alakanın odağına birden bire Mert'in oturması, evin kızı Vicdan'ın kardeşini kıskanmasına sebep olur. Ablasının duygularından bihaber Mert, onun anlattığı masalları dinledikçe düğün için kesilecek bir kuzu bulması gerektiğine iyice inanır. Filmin altını çizdiği ama derinlemesine irdelemediği konuların başında sünnet mevzusu geliyor. ABD'de dönen tartışmaların Türkiye'ye hiç uğramadığı, kültürel bir pratik olarak genel geçer bir kabule sahip sünnet uygulaması, ülkemizde "erkekliğe" geçişin ilk adımı olarak görülüyor ve törenlerle kutlanmaya layık bulunuyor. Filmin, sünnete atfedilen bu değerin toplumdaki kadın-erkek ilişkisini nasıl kurduğunu sorgulamak gibi bir derdi yok. Enerjisini toplumun ikiyüzlü ahlakçılığını masaya yatırmaya harcayan Kuzu, izleyici hiç beklemediği bir yerden vuruyor. Aile fertleri arasında en sığ çizilen karakter ise baba İsmail. Filmin gidişatını etkileyecek birkaç hamlesi dışında göstermesi gereken bir varlığı yok gibi. Film İsmail'in neyi neden yaptığını anlatmak bile istemiyor sanki. Umursamıyor. Medine'nin durumu ise biraz daha farklı. Hakkını arayan bir kadın olarak ona az çok derinlik bahşedilmesine rağmen altı fazla doldurulmamış isyanı havada kalıyor. Film, iyi işlense hikayeyi zenginleştirecek toplumsal baskı, ikiyüzlülük, kadın-erkek ilişkisi, komşular arası rekabet gibi konuları aralara serpiştirmekle yetinmiş. Kuzu'nun en güzel yanı ise çocuk oyuncuları. Hikayenin farklı yerlerinde sırtladıkları filmi bitiş noktasına kadar büyük bir başarı ile taşıyorlar. Basit bir öykü ve minimalist bir anlatım ile yola çıkan Kuzu, "bir varmış bir yokmuş" masallarına gönderme yaparcasına öne çıkan tarzıyla eğlenceli bir seyirlik sunuyor.

Kuzu (2014)
Kutluğ Ataman 
Yıldız Karnesi: ***

6 Aralık 2014

Unutursam Fısılda: Her İnsan Kendi Mezarının Bekçisidir


Geçtiğimiz hafta bir gündüz seansında, sinemada film izlemeyi evde dizi izlemekle eş tutan bir grup insan (ve onların susamayan çeneleri) ile birlikte, Çağan Irmak'ın son filmi Unutursam Fısılda'yı seyrettim. Irmak'ın tüm işlerini izlememiş olsam da, Ulak izlediklerim arasında en sevdiğim filmiydi, değişmedi (diğer izlediklerim Babam ve Oğlum, Dedemin İnsanları ve Issız Adam). Bir dönem hikayesi anlatan Unutursam Fısılda, gençliğinde sahnelerde fırtına gibi esen pop müzik sanatçısı Ayperi'nin (Hümeyra), seneler sonra baba evine dönmesi ile başlıyor. Kendi evine haciz gelen Ayperi, tüm geçmişini tek bir valize sığdırıp, bir zamanlar ailesi ile yaşadığı, artık sadece ablası Hanife'nin (Işıl Yücesoy) oturduğu eski evine gidiyor. Onun gelişine öfkelenen Hanife'nin tepkisinden anlıyoruz ki Ayperi, sadece eski evine değil, hesabı görülmemiş geçmişine de dönüş yapıyor.

27 Kasım 2014

Sadece Sen (2014)

Beni bu yerli sinema merakım bitirecek sevgili okur. Vasat olduğunu bile bile, yine de merakıma yenilerek, ne çok yapım izledim ben bu sene. Bu tarz filmlerin tek bir ortak noktası oluyor genelde. Ağlak senaryolarıyla izleyiciyi dramın kollarına bırakıp, dökülen gözyaşları ile doğru ortantılı olacağı düşünülen hazza oynamak. Sadece Sen de türünün bir örneği olarak tarihteki yerini almış bulunuyor. Yönetmenliğini Hakan Yonat'ın üstelendiği filmin konusu kısaca şöyle: Gündüzleri evlere su servisi yapan, geceleri ise bir otoparkta bekçi olarak çalışan Ali (İbrahim Çelikkol), otoparkta işe başladığı ilk gün Hazal (Belçim Bilgin) ile tanışır. Hayata küsmüş gibi davranmayı ifadesiz bir yüzle sürekli sağa sola bakmak zanneden Ali, Hazal'ın kör olduğunu anlamakta gecikmez (ifadesiz ama zeki!). Otoparkta Ali'den önce çalışan yaşlı bekçi ile dizi izleme alışkanlığı edinmiş Hazal (bu pratik nasıl oluşmuş hiç anlamadım), dizileri bu sefer Ali ile beraber izlemeye başlar. Eski boksör olduğunu ama bir şekilde bu sporu bıraktığını öğrendiğimiz donuk Ali ile sevgi pıtırcığı, her daim mutlu Polyanna Hazal'ın sevdası da böyle başlar. Aslında Ali ve Hazal'ı enteresan bir hikaye ile avucunun içine alan senaryo, ne yazık ki malzemesini iyi kullanamıyor. Kağıt kadar düz çizilen karakterleri sebebiyle ulaşacağını düşündüğünüz Ali-Hazal muhasebesine de bir türlü varamıyor. İstanbul'da yaşayan kör bir kadın olarak tıkır tıkır evinden işine giden, kaldırımlarda seken, toplu taşımayı rahatça kullanan Hazal karakteriyle verilen ütopik(!) hava da filme tuz biber ekiyor. Adaptasyon olduğunu filmin sonunda öğrendiğimiz senaryo, yerel kültürün gerçekleri ile örtüşseymiş; Ali-Hazal ilişkisi üzerine de biraz daha kafa yorulsaymış, daha nitelikli bir yapım ortaya çıkabilirmiş.  

Sadece Sen
Hakan Yonat 2014
Yıldız Karnesi: **  

22 Mart 2013

Zerre (2012)


!f İstanbul sayesinde izleme şansı yakaladığım, yönetmen Erdem Tepegöz'ün ilk uzun metraj denemesi Zerre, yoksulluğun ve çaresizliğin ortasında hayata tutunmaya çalışan Zeynep'in yaşamından kısa bir kesit sunuyor. Bir dikim atölyesinde etliye sütlüye karışmadan üç kuruşa çalışan Zeynep'in birtakım yanlış anlamalar sonucu kapının önüne konmasıyla başlıyor her şey. Yoksul bir mahallede, yaşlı annesi ve hasta kızıyla tek odalı, gecekondudan bozma bir evde yaşayan Zeynep, hemen iş aramaya başlıyor. Lakin ekmek aslanın ağzında. Film, sıkışıp kaldığı görünmez duvarların arasında soluk almaya çalışan Zeynep'in ufak bir umuda tutunarak, o duvarlara çarpa çarpa yol alışını anlatıyor. İnsan emeğinin hiçbir kıymetinin kalmadığı, maddi ve manevi sömürünün tavan yaptığı bir dünyada, zor çalışma koşulları altında, erkeklerin en alt sınıfta bile iktidar ve güçle köşebaşlarını tuttuğu bir ortamda hayat kadınlar için çok zor. Kendinden ödün vermek istemeyen ama öte taraftan ailesine bakmanın bütün yükünü omuzlarında taşıyan Zeynep'in hayatını hazmetmek ise hiç kolay değil. Erdem Tepegöz'ün kamerası, alt sınıfın çalışma koşullarını, yaşadıkları yoksul hayatı, çaresizlikleri hiç filtrelemeden gözümüze sokuyor. Koltuğumuzda rahatsız otururken kendimize sorup duruyoruz: bu hayatın içinde yok olmaya yüz tutmuş küçük zerrecikler miyiz biz? Omzuna konan minik bir kuş misali Zeynep'in hayatına bir kaç günlüğüne dahil olup çıkınca nedir cebimizde kalan? Zeynep karakterine can veren Jale Arıkan, performansıyla filmi sürükleyip götürmüş. Üstelik canlandırdığı karakter geçtiğimiz sene izlediğim onca zayıf, erkeğe muhtaç kadın karakterden sonra (Araf'ın Zehra'sı, Gözetleme Kulesi'nin Seher'i, Kuma'nın Ayşe'si) ilaç gibi geldi. Nisan ayında hem Türkiye'de hem de Avrupa'da gösterime girecek bu filmi kaçırmayın derim.    

Zerre 
Yönetmen: Erdem Tepegöz
2012 - Türkiye
Yıldız Karnesi: ****

27 Şubat 2013

Mutlu Aile Defteri (2013)


Mutlu Aile Defteri'ni açıkçası fazla bir beklentim olmadan izledim. Asu Maro'nun oyuncularla yaptığı Milliyet Sanat röportajını okumuştum önceden. Oyuncu kadrosunda sırf tanınmış, güçlü oyuncular bulunan filmlerle ilgili ön yargımdan dolayı (bütün işi oyuncuların performansına bağlar ve senaryoyu vs. fazla önemsemezler diye düşündüğümden) izlemek konusunda kararsızdım. Röportajda birbirleriyle uyum içinde çalıştıklarını, Tuncel Kurtiz'den ve birbirlerinden çok şey öğrendiklerini, eğlenceli bir set ortamında filmi tamamladıklarını anlatan ekibe bir şans vermek istedim. Filmin beni şaşırtmasını umarak gittim sinemaya.