yerli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yerli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2014

Patron Mutlu Son İstiyor (2014)

Patron Mutlu Son İstiyor, başrollerini Ezgi Mola ile Tolga Çevik'in paylaştığı romantik komedi filmi. Kıvanç Baruönü'nün ilk yönetmenlik denemesi olan filmin senaryosunu Yılmaz Erdoğan yazmış. Konusu kısaca şöyle: Senarist Sinan (Tolga Çevik) yapımcısı tarafından yeni bir film senaryosu yazması için Kapadokya'ya gönderilir. Yalnız yapımcının belli istekleri vardır. Film komedi olacak, içinde aşk olacak ve mutlu sonla bitecektir. Üstelik Sinan bu filmi 20 gün gibi kısa bir sürede tamamlamak zorundadır. Kaldığı otelin sahibinin kızı olduğunu tahmin ettiğim Eylül'e (Ezgi Mola) ilk görüşte aşık olan Sinan acı gerçeği kısa sürede öğrenir. Eylül'ün adaleli vücudu ile ekranlarda endam eden oyuncu bir sevgilisi vardır. Bir yandan kalp ağrısı ile diğer yandan yapımcısının sıkıştırmalarıyla baş etmeye çalışan Sinan bir çıkış noktası bulur: kendi yaşadıklarını yazacaktır. Ama bakalım kendi hikayesi mutlu sonla bitecek midir? Vizontele filmlerini ve Organize İşler'i yazan Yılmaz Erdoğan'ın böylesine kötü bir senaryoyu dolaşıma sokacağını tahmin etmek oldukça güç. Yine kendisinin yazıp başrolü oynadığı Neşeli Hayat bile bütünlük ve içerik bakımından bu filmden çok daha iyiydi. Patron Mutlu Son İstiyor'da bir kadın ve bu kadın için rekabet eden iki erkek var. Ama aralarındaki çatışma öyle kötü kurulmuş ki doğru dürüst bir rekabet olduğunu bile söylemek mümkün değil. Üstelik Eylül'e Sinan'ı seçmek için düzgün bir neden de sunulmamış. Tek özelliği sulu şakalar/espriler yapan bir adama aşık olması gerektiğine ikna olacağımızı nasıl düşünmüşler pek anlayamadım. Ayrıca hem Sinan, hem Eylül karakterleri fazla gelişigüzel yazılmış. Sinan rolündeki Tolga Çevik, Arkadaşım Hoşgeldin'deki performanslarından birini sergiliyormuş (misal sarhoş sahnesi), Ezgi Mola ise komik olmayan şakalara zorla gülüyormuş gibiydi. Özensiz diyaloglar, lüzumsuz yan karakterler, başrol oyuncularının arasındaki kimya eksikliği hepsi hikayenin tutmayan mayasına tuz biber ekmişti. Tolga Çevik'in ''ben bir peruğum!'' diye bağıran pejmürde peruğu olmasaydı karakter ne kaybederdi onu da epey merak ettim. Filmde tek hoşuma giden şey Sinan'ın dizüstü bilgisayarının kapağına bantlanmış çeşitli VHS kılıflarının sırt yüzleriydi. Kim düşünmüşse bir senarist bilgisayarı için harika bir tasarım olmuş, ellerine sağlık! Keşke aynı şeyi filmin tamamı için söylemek mümkün olsaydı. Ne yazık ki Patron Mutlu Son İstiyor, zayıf senaryosu, karikatürize karakterleri ve kötü esprileri ile vaadettiği komediyi vermekten epey uzakta bir yapım.

Patron Mutlu Son İstiyor
Türkiye - 2014
Kıvanç Baruönü
Yıldız Karnesi: **

27 Şubat 2013

Mutlu Aile Defteri (2013)


Mutlu Aile Defteri'ni açıkçası fazla bir beklentim olmadan izledim. Asu Maro'nun oyuncularla yaptığı Milliyet Sanat röportajını okumuştum önceden. Oyuncu kadrosunda sırf tanınmış, güçlü oyuncular bulunan filmlerle ilgili ön yargımdan dolayı (bütün işi oyuncuların performansına bağlar ve senaryoyu vs. fazla önemsemezler diye düşündüğümden) izlemek konusunda kararsızdım. Röportajda birbirleriyle uyum içinde çalıştıklarını, Tuncel Kurtiz'den ve birbirlerinden çok şey öğrendiklerini, eğlenceli bir set ortamında filmi tamamladıklarını anlatan ekibe bir şans vermek istedim. Filmin beni şaşırtmasını umarak gittim sinemaya.    

2 Kasım 2012

Oscar Yolunda Türkiye: Ateşin Düştüğü Yer (2012)

Türkiye'nin 2013 Oscar Ödülleri En İyi Yabancı Film yarışmasına gönderdiği Ateşin Düştüğü Yer'i epeydir merak ediyordum. Aslında filmle ilgili en ufak bir bilgim yoktu. Sadece juri kararını açıkladığında Zeki Demirkubuz'un gösterdiği tepkiyi hatırlıyordum. Tepkisinde haklı-haksız bir yorumda bulunmak zor ama Demirkubuz ve Ustaoğlu'nun filmleri yarışırken onlardan biri gönderilir beklentisine girmiş, karara şaşırmıştım (ne de olsa önyargılar hepimiz için).

23 Ekim 2012

Can (2011)

Yaşadığımız coğrafyada erkekliğin kanıtlandığı meydan muharebelerinden birisi askerlikse diğeri de çocuk sahibi olmak, daha doğrusu bir kadını "dölleyebilmek"tir. Hatta sadece dölleme yeteneğiyle kalınmaz, döllenen çocuğun cinsiyeti de önem taşır. Ne de olsa 'erkek adamın erkek çocuğu olur'. Engelli vatandaşların bir günlüğüne temsili askerlik yaparak erkekliğini ispat ettiği Türkiye'de, evli olduğu halde bir kadından çocuk peydahlayamayan bir erkeğin hali nice olur hiç düşündünüz mü?