2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2014

Ginger and Rosa (2012)


Aynı gün doğan ve sıkı iki arkadaş olarak büyüyen iki genç kızın hikayesinin anlatıldığı Ginger and Rosa yılın ortalama dramalarından. 1960'ların Londrası'nda geçen hikaye, fon müziğine ABD ile Küba arasında yaşanan misil krizini oturtmuş. Birbirinden oldukça farklı bu iki arkadaşın hem tanıklık ettikleri siyasi krizi, hem de özel hayatlarındaki krizi ele alışlarını ve başa çıkış şekillerini anlatıyor. Ginger ve Rosa, tüm yakınlıklarına rağmen birbirlerinden gece ve gündüz kadar farklı. Bir yanda olayları rasyonalite ile açıklamaya çalışan Ginger, diğer yanda her şeye kader ve inançla yaklaşan Rosa. Ginger gerçekçi, aktivist ve okumaya düşkün. İleride şair olmanın hayalini kuruyor. Rosa'nınsa kitaplarla pek işi yok. Siyasi krizler de pek umrunda sayılmaz. Onun için varsa yoksa kendi gönül krizleri. Sonsuz bir aşkın hayalini kuruyor ve bu aşk uğruna yanmaya, ateşlere atılmaya da dünden razı. Film, aile kavramını, büyümeyi, yetişkinliğe adım atmayı ve gençliğin tabiatında var olan dünyayı değiştirme cüretini konu ediniyor. Filmin en öne çıkan özelliği Elle Fanning'in düşman çatlatan oyunculuğu. Yavaş tempolu bu filme devinim ve heyecan getiriyor Fanning. Sanırım filmde beni en çok hayalkırıklığına uğratan şey beklediğim o bangır bangır patlama, içindekileri dışa vurma, bir nevi rahatlama anının bir türlü gelmeyişiydi. Bir de olaydan çok karakter tahliline ağırlık verilmiş olmasına rağmen Rosa'nın fazla üstünkörü, sadece Ginger gözünden ele alınmasıydı. Ginger and Rosa izleyene tatmin edici bir hikaye anlatımı sunamasa da Elle Fanning'in kolay kolay unutulmayacak performansı için izlenebilir. Ayıracak 1.5 saatiniz varsa bir fırsat tanıyın. 

Ginger and Rosa
2012 ABD
Sally Potter
Yıldız Karnesi: ***

6 Şubat 2013

Sleepwalk With Me (2012)



Sundance 2012'de izleyiciyle buluşan Sleepwalk With Me, mütevazi bir komedi filmi. Başrol oyuncusu Mike Birbiglia'nın yazıp yönettiği filmin enteresan bir evveliyatı var. Film, aslen Birbiglia'nın 2008 senesinde yazıp oynadığı tek kişilik bir off-Broadway gösterisi. Ardından Sleepwalk With Me and Other Painfully True Stories diye bir kitap çıkarmış Birbiglia. Kitabı da film takip etmiş. Filmde Birbiglia'nın canlandırdığı Matt Pandamiglio, otuzlu yaşlarının ortasına gelmiş ama hayattan ne beklediğine hala karar verememiş biridir. Stand-up komedyeni olmak ister lakin stand-up yapanların sahne aldığı bir barda barmenlik yapmaktadır. Bazı geceler patronu sahneye çıkmasına izin verir. Bunu Matt kendini geliştirsin, komedyen olma hayaline yaklaşsın diye değil, genellikle sahne alacak kişi geciktiği için yapar. Zaten Matt'in de hayallerine ulaşacak hali yoktur, zira sahnede çok heyecanlıdır ve hazırladığı esprilere pek gülen çıkmaz. Yapmak istediği işin etrafında dans eden ama bir türlü merkeze ulaşamayan Matt'in güzel mi güzel bir sevgilisi vardır. Ama Abby ile Matt'in hayattan beklentileri farklıdır. Abby ev almak, bir yere yerleşmek, kök salmak derdindedir (zaten bir kadın hayattan başka ne bekler değil mi Mike Birbiglia?) Oysa -tabi ki bir erkek karakter olarak- Matt'in hayatla ilgili kafası karmakarışıktır. Ailesi düzenini kurması yönünde Matt'i sıkıştırınca dertlerine bir yenisi eklenir: o artık bir uyurgezerdir! Film Matt'in bir nevi kendini bulmak için çıktığı yolculuğu, bu esnada kazandıklarını ve kaybettiklerini, bulduklarını ve vazgeçtiklerini anlatıyor. Hayattan ne beklediğini anlamak için yaşıtı insanlara göre epey geç kalmış bir adamın, istemediği bir yola sürüklenmemek için son çırpınışı, son şansı belki de. Bence filmin komedi unsuru Matt'in film boyunca yaptığı esprilerden ziyade (ben hiçbirini komik bulmadım), uyurgezerliği sonucu başına gelenler. Sleepwalk With Me, kahkahalar attırmasa da gülümseten, izleyeni eğlendirmeyi başaran bir film. Hayallerin peşinden gitmenin yaşı başı olmadığını hatırlatıp, sistemin hizaya sokucu bütün çağrısına rağmen kuyruğu dik tutup, istediğimiz hayat neyse onu yaşamamızı salık veriyor.

Yönetmen: Mike Birbiglia, Seth Barrish
Yılı: 2012 
Yıldız Karnesi: **1/2

5 Şubat 2013

Lore (2012)


İstanbul Modern Sinema'nın düzenlediği "Oscar'ın Yabancıları" programında izleme şansı yakaladığım Avustralya-Almanya ortak yapımı Lore, pek çok filme konu olmuş II. Dünya Savaşı'na farklı bir yönden, kaybedenlerin gözünden bakan bir film. Nazi sempatizanı bir ailede büyüyen Lore'nin hayatı savaşın sona ermesi ile altüst olur. Önce yaşadıkları evden birkaç parça eşya alarak kaçmak zorunda kalırlar. Sonra anne ve babası yargılanmak üzere Müttefik Kuvvetlere teslim olur. Hayatta kalabilmek için Lore'nin biri kundakta bebek, dört kardeşiyle Almanya'yı boydan boya geçmesi ve Hamburg'daki büyükannesine gitmesi gerekmektedir. Lakin savaşın ardından müttefiklerce parçalanan Almanya'da hayat kaybedenler için hiç de kolay değildir. Aslında sadece kaybedenler değil, bütün halk açlık, sefalet ve hastalıkların pençesinde kıvranır. Bir gün karşılarına Thomas çıkar. Yahudi Thomas, Lore için ''öteki''nin yanıbaşındaki varlığıyla tanışması demektir. Anne-baba otoritesinin altında katı bir disiplinle yetişen, yokluk nedir bilmeyen Lore ve kardeşleri hem kendi başlarına olmaya, hem de yokluğa alışmaya zorlanır. Çıktıkları yolculuk hayata dair edinebildikleri tüm bilgileri sınayacak, kişiliklerini test edecek, inançlarını sorgulatacaktır. ''Savaşı kaybettikten sonra Almanya'ya neler oldu?'' sorusunu soran Lore, bizlere savaşın galibi olmadığını hatırlatan bir yapım. Filmin belki de tek sorunu pek de akıcı olmayan diyalogları.  Gerçi film derdini diyaloglardan ziyade görsellikle anlatmak peşinde. Genç hatta çocuk oyunculardan kurulu kadro, oyunculuk anlamında harika bir iş çıkarmış. Avustralya'nın 2013 Oscar adayı olan Lore, Almanya'nın savaş sonrası dönemine, Nazi sempatizanı ailede büyümüş beş çocuğun gözünden bakmak isteyenlere gayet iyi bir tavsiye.

Yönetmen: Cate Shortland
Yılı: 2012
Yıldız Karnesi: ****

29 Ocak 2013

The Perks of Being a Wallflower - Kitaplar


Romanda ismi geçen kitapların, filmde bahsedilen kitaplardan daha fazla olduğu söyleniyor. Romanı henüz okumadığım için bu konuda bir yorum yapamayacağım ama filmde karşımıza çıkan kitapların listesi şöyle: 

To Kill a Mockingbird - Harper Lee
The Great Gatsby - F. Scott Fitzgerald
On the Road - Jack Kerouac
A Separate Peace - John Knowles
The Catcher in the Rye - J.D. Salinger
The Stranger - Albert Camus