19 Mayıs 2015

Doğu Ekspresi ile Seyahat Edeceklere Notlar


Arkadaki manzaranın sürekli değiştiği dev bir pencerenin önünde oturup kitabınızı okumak ister misiniz? Ya da yemek yemek, bir şeyler içmek? Arada dışarıya bakıp uçsuz bucaksız ovaları, otlayan hayvanları, yeşilin binbir tonunu, yanınızdan aceleyle akan nehirleri, tepesi dumanlı dağları, ağaçların üzerindeki kar kalıntılarını görmek? Ya da trenle yarışır gibi dört nala koşturan atları izlemek, size el sallayan çobanlara karşılık vermek? Cevabınız evetse dermanınız hazır: Doğu Ekspresi'ne bir bilet almak!

9 Mayıs 2015

Doğu Ekspresi ile Yolculuk

Tabelanın fotoğrafını binerken değil de inerken çekmeyi akıl ettiğim için duraklar Kars-Ankara yönünde sıralanmış.

Konaklamalı tren yolculuğu, aslında uzun zamandır hayalini kurduğum bir seyahatti. New York'da yaşadığımız dönemde Birleşik Devletleri trenle boydan boya geçmenin planlarını yapıyordum. O sırada şartlar izin vermedi, derken biz İstanbul'a taşındık ve tren seyahati planları rafa kalktı. Ta ki bu senenin başına kadar. Ülke içinde trenle nerelere seyahat edebileceğimizi araştırırken, TCDD'nin Ankara-Kars arasında işleyen Doğu Ekspresi'ni gördüm ve yolculuğumuzun rotası çizilmiş oldu. "Bizimle bu yola var mısınız?" diye sorduğumuz Ilgaz ve Firuze'den de olumlu yanıt alınca "kaç gün kalınmalı, nereler görülmeli, nerede konaklamalı" gibi sorulara yanıt aradığım seyahat hazırlıklarına başladım.

19 Şubat 2015

Kemal: Kahkaha ve Gözyaşı Dolu Bir Yolculuk


Hemşiremin okuma listesinde görüp, ilk kitap alışverişinde satın aldığım Kemal, benim için yer yer kahkahalarla güldüğüm, yer yer iki gözüm iki çeşme ağladığım bir yolculuk oldu. Gül Sunal'ın eğlenceli ve okuyucuyu sıkmayan kaleminden anlatılan hayat öyküsü, ikilinin karşılaştıkları gün ile başlıyor. Kitap kronolojik bir sıra izlemek yerine, zamanda ileri atlayışlar ve geri dönüşlerle, kendi içinde tutarlı küçük anılarla ilmek ilmek örerek aktarıyor ikilinin hikayesini. Kısa kısa birçok anı anlatan ve bütün bu ufak parçaları birleştirerek asıl hikayeyi kendi gözlerimizle görmemizi isteyen bu tarzı beğendim. Kitap, sadece rol aldığı filmlerle tanıdığımız, hatta belki de bu sebepten dolayı hiç tanımadığımız Kemal Sunal'ın kişiliğini, aile ve arkadaşlarının da başrol oynadığı pek çok olay üzerinden aktarıp detaylı bir portre çiziyor. Gül Sunal'ın kitabı, basit bir biyografi olmaktan fersah fersah uzak. Kitabın benim için en çarpıcı kısımları, Kemal Sunal'ın ölümünün ardından aile bireylerinin yaşadıklarıydı. Sadece devlet bürokrasisi ve vefasız arkadaşlarıyla giriştikleri duygusal mücadeleler değil, ölümün yarattığı travmayla başa çıkma ve yaşama yeniden tutunma çabaları da etkiledi beni. Belki de benzer bir tecrübeyle kavrulduğum için kendimi onlara yakın hissettim. Kemal Sunal ile babam arasında bulduğum benzerlikler (üstelik bu öldükleri yaşların yakınlığı ve ani gidiş şekillerinin benzerliği ile de sınırlı değil) yer yer anlatılanın kendi hikayem olduğu duygusunu yaşattı. Kendi tecrübemin benzer bir tezahürünü görmemi sağlayıp yalnız olmadığımı hissettiren Gül Sunal'ın kitabını, anlattığı acı-tatlı, eğlenceli-hüzünlü onca hatırayı barındırması bir yana, sadece bu sebep için çok ama çok sevdim.

Kemal.. Hadi gel, bi kahve içelim...
Gül Sunal 
Yayınevi: Doğan Kitap
Yıldız Karnesi: 4*

2 Ocak 2015

Accused: Hukuk, Toplumsal Normlardan Soyutlanabilir Mi?


Orijinal ismi Lucia de B. olan ve gerçek bir hikayeyi konu edinen Accused, Hollanda'nın bu seneki Oscar yarışı temsilcisi. Üstelik, geçtiğimiz günlerde açıklanan ve dokuz filmi içeren kısa listeye de kalmayı başarıp birçok kişiyi şaşırttı. Filmin konusu kısaca şöyle: Hollanda'da bir hastanede hemşirelik yapan Lucia, yaşanan bir bebek ölümünden sonra, hastanenin ön ayak olduğu polis soruşturmasının merkezine oturtulur. Daha önce çalıştığı hastanelerden derlenen bilgiler sonrasında, dört hastayı kasten öldürmek, üç hastayı iste öldürmeye teşebbüsten hakkında dava açılır. Ömür boyu hapis cezasıyla yargılanan ve kısa süre içinde hayatı cehenneme dönen Lucia, masumiyetini kanıtlayabilecek midir?       

19 Aralık 2014

Filmekimi: Haftalar Sonra Gelen Ikinci Yazı

Filmekimi'nde izlediğim filmlere dair yorumlarıma kaldığım yerden devam ediyorum. Yine üç filmden bahsedeceğim. Zaten toplamda altı film seyretmiştim. Yani bu ikinci ve son kısım. Bu sefer Alice Rohrwacher'ın yönettiği Mucizeler, Dardenne kardeşlerin filmi İki Gün Bir Gece ve Ruben Östlund'un yazıp yönettiği Turist hakkında bir şeyler söylemek niyetindeyim. Yazdığım önceki Filmekimi yazısına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

13 Aralık 2014

Altın Küre 2015 Adayları


Hollywood Foreign Press Association (HFPA) tarafından verilen ödüllerin dağıtılacağı 72. Altın Küre (Golden Globe) ödül töreni 11 Ocak 2015 akşamı Kaliforniya'da düzenlenecek. Törenin sunuculuğunu üçüncü kez Tina Fey ve Amy Poehler ikilisi yapacak. Sinema dalındaki adaylıkları kopyaladığım listedeki filmleri izledikçe üzerini kırmızı ile işaretleyeceğim. Önümüzdeki sene ilk üç-dört ay içerisinde ödevi tamamlamayı umuyorum.

Edit: Kazananları altlarını çizmek suretiyle işaretledim.

6 Aralık 2014

Unutursam Fısılda: Her İnsan Kendi Mezarının Bekçisidir


Geçtiğimiz hafta bir gündüz seansında, sinemada film izlemeyi evde dizi izlemekle eş tutan bir grup insan (ve onların susamayan çeneleri) ile birlikte, Çağan Irmak'ın son filmi Unutursam Fısılda'yı seyrettim. Irmak'ın tüm işlerini izlememiş olsam da, Ulak izlediklerim arasında en sevdiğim filmiydi, değişmedi (diğer izlediklerim Babam ve Oğlum, Dedemin İnsanları ve Issız Adam). Bir dönem hikayesi anlatan Unutursam Fısılda, gençliğinde sahnelerde fırtına gibi esen pop müzik sanatçısı Ayperi'nin (Hümeyra), seneler sonra baba evine dönmesi ile başlıyor. Kendi evine haciz gelen Ayperi, tüm geçmişini tek bir valize sığdırıp, bir zamanlar ailesi ile yaşadığı, artık sadece ablası Hanife'nin (Işıl Yücesoy) oturduğu eski evine gidiyor. Onun gelişine öfkelenen Hanife'nin tepkisinden anlıyoruz ki Ayperi, sadece eski evine değil, hesabı görülmemiş geçmişine de dönüş yapıyor.

2 Aralık 2014

Begin Again (2013)


Müzisyen sevgilisi Dave (Adam Levine)'in albüm çalışmaları için New York'a gelen, kendisi de müzisyen olan Greta (Keira Knightley) için işler hiç umulmadık bir şekilde gelişir. İngiltere'de Dave ile birlikte geçirdiği günlerin yerini, Manhattan'daki geniş tavanlı gösterişli dairede geçireceği yalnız geceler alır. Her şeyi bırakıp evine dönmeye karar verdiği akşam, tüm planlarını etkileyecek müzik yapımcısı Dan (Mark Ruffalo) ile tanışır. Karısından ayrı yaşayan, kızıyla doğru dürüst bir ilişkisi bulunmayan Dan'in de kendi geleceği için Greta gibi birisine ihtiyacı vardır. Birbirlerindeki yaraların farkına varmadan başlayan ortalıkları, yeni bir başlangıç yapmalarına yardımcı olacak mıdır?